Türkiye’nin En Fazla Çoban Arayan Adamı

Türkiye’nin En Fazla Çoban Arayan Adamı

Emre Oral ve kardeşi mimar Kerem Oral, 18. yüzyılda Istranca Ormanları’nda kurulan Palivor Çiftliği’ni 2011’de satın alıp hayata döndürmekle kalmadı, burada Avrupa’nın en iyi çiftlik projesi ödülünü alan çiftlik evleri yaptı. Emre Oral’la çiftlik hayatını konuştuk…

Emre Oral ve kardeşi mimar Kerem Oral, Istranca Ormanları’nın ortasında yer alan Palivor Çiftliği’ni satın aldıktan sonra buradaki hayata hemen uyum sağlamış. Hatta çiftlik hayatını o kadar sevmişler ki, tarım ve hayvancılık yapmaya başlamışlar. Elbette zorlanmışlar ama vazgeçmemişler.

 Çiftliğin hikâyesiyle başlayalım…

Karım “Bir çiftlik alalım” dedi. Ben de aramaya başladım. Şile’ye, Adapazarı’na, Sapanca’ya gittim. İstanbul’a 2.5-3 saat mesafede yerlere bakıyordum. Sonunda Trakya tarafına gitmeye karar verdim. Dolaşırken karşıma Kırklareli çıktı. Kırklareli merkezde bir dostum anlattıkların “Demirköy’e benziyor” dedi. Demirköy’ün bulunduğu vadiye girer girmez şok oldum. Bulgaristan sınırında Istranca, Longoz Ormanları arasında nefis bir manzarayla karşılaştım. Hazır bir ev bulamadım. “Buralarda Palivor diye bir çiftlik var” dediler. 250-300 sene evvel burada yaşayan Bulgarlar ve Rumlar bu çiftlikleri kurmuş. Ama artık kullanılmıyordu. Palivor yüksek demekmiş. Burada bir papaz yaşıyormuş, üzüm bağları, hayvanları varmış. Şarap yapıp satıyormuş. Birinci Dünya Savaşı sonunda Kırklareli’nde bir Osmanlı valisi vurulmuş. Bu suikasttan sonra orada yaşayan köylüleri Tekirdağ tarafına taşımışlar. Bu bölgeye de savaştan sonra Balkanlar’dan Romen, Boşnak ve Arnavutları getirmişler. Her birine 2-3 dönüm toprak vermişler ve buranın yeni dokusu oluşmuş. 1920’lerden 80’lere sadece Orman İdaresi’nin gözetiminde kereste işi yapılmış. Son 15-20 senedir ağaç fiyatlarının düşmesi ve kullanımın azalmasıyla köylüler geçinememeye başlamış. Bu yüzden göç etmişler. 200 haneli köyler, 5-10 haneli köylere dönüşmüş. Bulgaristan sınırında zamanın durduğu, keşfedilmemiş bir bölge oluşmuş.

■ Şehir hayatının rahatlığına alışmış biri için böyle bir yerde çiftlik almak ürkütmedi mi?

Hayır. Hatta buna ne kadar aç olduğumu hissettim. Ne kadar suni bir hayat yaşadığımı, gerçeğin esasında ne kadar basit, ilginç olduğunu gördüm. Sonra Kerem’i davet ettim. Kardeşim mimar. Ona aldığım topraklardan birini seçmesini ve orada bir proje yapmayı teklif ettim. 7-8 kişi bir araya geldik. 2011’de 10 ev yaptık. Ve aynı yıl Avrupa’nın en iyi çiftlik projesi seçildik. Bunlar lüks villa değil çiftlik evi olduğu için havuz yapmak yasak, ahır serbest. Keçiler ve inekler aldık. Hayvancılık ve tarım yapmaya başladık.

Zor olmadı mı?

Çok zor oldu. Türkiye’nin en fazla çoban arayan adamı oldum. Hollanda’ya gidip keçilerin nasıl yetiştirildiğini öğrendim. Biraz saçlarım beyazladı ama çok zevkli oldu. Şimdi hayvancılığı bıraktım, tarıma devam ediyorum.

Çiftlik sizin için bir hafta sonu evi mi?

Benim için öyle. İstanbul’da yaşıyorum. Palivor Çiftliği hobim.

Peki hobiniz nasıl işlerinizden biri haline geldi?

Kendi alacağım, hoşuma giden şeyleri yapmayı seviyorum. Bu işte mecburiyetlerim yok. Kendimi serbest hissediyorum. Öte yandan çiftlik hafta sonu evi olarak kalmasın, yaşasın istedik. Yaptığımız çiftlik evlerinin yerel ekonomiye de çok katkısı oldu. Bölgenin ismi duyuldu. “Burada yaşadıklarımızı, ürünlerimize dökelim” dedik. İlk ürünümüz köylerden topladığımız meşe balı oldu. Balla başlayan hikâyemiz her kategoride 100 ürüne ulaştı. Hepsi bölgede üretiliyor. Çiftlikte tarım ürünleri ve yakın zamana kadar sütümüz vardı. Ama şimdi ne tarım ürünleri ne de sütümüz yetiyor. Dolayısıyla köylerden satın alıyoruz. Kırklarelili üreticilerle çalışıyoruz. Tarifler topluyoruz. İstanbullu üreticiler de aramıza katıldı. Bayrampaşa’da Makedonyalı kuru et imalathanesi kurmuş bir ustayla çalışıyoruz mesela. Bu ustanın yaptığı da Balkan kültürüne ait bir reçete.

Peki reçeteleri nerelerden topluyorsunuz?

Bu işin ustalarından alıyoruz. Bu ürünlerin hiçbiri fabrikasyon değil. Dedesi imalathaneyi kurmuş, Trakya’da yaşıyor, üç jenerasyondur peynir yapıyor. Bizi, o ustanın “Bu fazla satmaz, çünkü pahalı” dediği peynir ilgilendiriyor. Başlangıçta bu ustalarla bağlantı kurmak epey zamanımızı aldı ama artık onlar da bizi buluyor.


Kaynak: Habertürk HT Pazar / Nur Toprakoğlu

İsmail Metin

İsmail Metin Hakkında

Thrakis ekibi ile doğa yürüyüşleri ve kamp organizasyonları yapan Metin, “Bireyin doğası değil doğanın bireyi olabilmek” felsefesine inanmaktadır. devamı