Termik Santraller

Biz Bu Termik Santrallerden de Pek Hazzetmiyoruz

Termik Santral Görsel

Çevre savunucuları olan kişiler olarak, sürekli şu yorumlarla karşılaşıyoruz.

“Siz de her şeye karşısınız. HES’lere karşısınız, termik santrallere karşısınız, nükleer santrale karşısınız. Size kalsa elektriksiz kalacağız.”

Thrakis olarak Türkiye’nin enerji politikalarını değiştirmesi gerektiğini ve uzun vadeli planlarla çok daha hızlı bir şekilde politikalarını yenilebilir enerjilere yöneltmesi gerektiğine inanıyoruz.

Termik santraller insan kaynaklı karbon salımlarının en büyük kaynağıdır. Bu da kömürden elde edilen enerjiyi iklimimizin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit haline getirir. Karbondioksit salımlarının üçte biri kömür kullanımından kaynaklanıyor. Dünya elektriğinin %40’ını kömür karşılıyor ve her yıl yüzlerce yeni, kömürlü termik santral planı endüstriye giriş yapıyor.

İklim değişikliğinin yanı sıra kömür çevreye, insan sağlığına ve dünya toplumlarına da onarılamaz zararlar veriyor. Kömür endüstrisi yarattığı bu zararın bedelini ödemiyor, onun yerine bunu dünyanın kendisi ödüyor. Türkiye hızla artan karbondioksit salımlarıyla, tüm OECD ve geçiş ekonomisi ülkeleri arasında birinci sırada. Enerji politikaları yürütülürken iklim değişikliği göz ardı ediliyor.

Ve şimdi iklimimiz açısından daha da büyük bir tehditle karşı karşıyayız. Çeşitli enerji şirketleri yeni kömürlü termik santraller yapmak üzere kolları sıvamış durumda. Maalesef, bugün Türkiye’de yapım ya da proje aşamasında 50 yeni kömürlü termik santral bulunuyor.

Trakya’nın dört bir köşesini, havasını boğucu şekilde kömürlü termik santrallerle kaplamaya çalışıyorlar. Bir tarafta Şarköy’de üzüm bağları kömür dumanına boğulmak istenirken diğer tarafta İğneada’da Beğendik’te Longoz Ormanları kömür dumanıyla kaplanmak istemektedir.

Kömür iklim değişikliğidir, kömür cıva kirliliğidir, kömür asit yağmurudur. Kömürlü termik santral ölümdür.

Thrakis olarak kömürlü termik santraller karşısında inadına güneş, inadına rüzgar diyoruz ve bu katliamlarda tarafımız insan tarafı olduğunu belirtmek istiyoruz.

***

Termik Santrallerin Çevreye Etkileri

Dünya’da sınırlı ve kirletici fosil yakıtların sorunları belgelendikçe ve küresel iklim değişikliği tehdidi karşısında somut önlemler alınması gerekliliği aciliyet kazandıkça, sonsuz ve temiz yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına artan bir yönelim olduğu gözlenmektedir. Örneğin, 1997 yılında Avrupa Birliği’nce yayınlanan yenilenebilir enerjilere ilişkin beyaz belge, 2010 yılına kadar üye devletlerde tüketilen tüm elektriğin % 23,5’i olan 675 milyar kilowat saatin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmesini öngörüyor.

 

Yenilenebilir enerji tanımı içine sakıncaları nedeniyle dev hidroelektrik santraller alınmamıştır. Beyaz Belge’de yenilenebilir enerjilerden üretilmesi hedeflenen 675 milyar kilovat saatin, 355 milyar kilovat saati (%12,4) hidroelektrik (dev barajlar hariç), 230 milyar kilovat saati (%8) biokütle, 80 milyar kilovat saati (%2,8) rüzgâr, 7 milyar kilovat saati (%0,2) jeotermal, 3 milyar kilovat saati (%0,1) ise güneş (fotovoltaik) enerjisinden sağlanacaktır. Üye devletlerin elektrik üretimleri içindeki yenilenebilir enerji hedefleri 2010 yılı için şöyledir: Danimarka %29; Finlandiya %21,7; Avusturya %21,1; İspanya %17,5; İsveç %15,7; İtalya %14,9; Yunanistan %14,5; İngiltere %9,3 ve Almanya %10,3 [1].

Güneş, rüzgâr, jeotermal, biokütle, küçük hidroelektrik gibi yenilenebilir kaynaklar açısından zengin olmasına karşın, Türkiye’de yenilenebilir enerjiler için resmi hedefler yoktur; fosil yakıt bağımlılığını daha da arttıracak, kirli ve tehlikeli enerji tesislerinin ithalini sağlayan ihale planları vardır. Türkiye’de elektrik enerjisinin %70’i çevre kirliliği yaratan ve küresel ısınmaya yol açan fosil yakıtlardan (%31-doğal gaz; %29-linyit, %10 petrol türevleri, taş kömürü, vb.) elde edilmektedir.

Kül Atıkları Çevreyi, Irmak Ve Denizi Kirletir

Termik santrallerde üretilen enerjinin sadece %30–40 oranındaki bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülebilmekte; kalan kısmı ise “kaçak enerji” olarak adlandırılmakta ve kazanından radyasyon ile çıkmakta ya da baca gazıyla birlikte bacadan atılmaktadır. Termik santrallerin en önemli çevresel etkilerinden biri de soğutma suyuyla ilgilidir ve termik santrallerin soğutma suyu gereksinimi büyüktür. Bu nedenle termik santraller genellikle nehir, göl veya deniz gibi soğutma suyu kullanılabilecek kaynaklara yakın yerde kurulmaktadır. Atıkların denize atılması, karaya serpiştirme çok eskiden beri kullanılan sorumsuz atık yöntemidir. Deniz, akarsu ve göllerde yapılan atık ısı boşaltımlarının en az düzeye indirilmesi; denizlerdeki biyolojik yaşamı tehlikeye sokan termal kirlilik kaynaklarının yayılmasını önlemek uluslararası düzeyde sözleşmelere de girmiştir. Termik santrallerin en çok şikâyet edilen ve çevreye zararı dokunan ve yazımızın başında da güncel örnekler vererek açıklamaya çalıştığımız gibi kül atıklarıdır. Örneğin 100 Megawat gücünde bir termik santralde 1 yılda -3,8×10–5 K cal/sn termik etki, 750 ton Karbon monoksit; 45000 ton Kükürt dioksit, 3500 ton katı parçacıklar; 26000 ton Azot oksit; 250 ton hidrokarbon; 5560 m3 kül dışarıya saçılmaktadır.

Yeşil Bitki Örtüsü Gazlardan Kuruyacaktır

Termik santrallerin bacasından çıkan ve bitki örtüsünü en çok etkileyen gazlar kükürt dioksit ve azot oksitleridir. Bitkilerin bu gazlara en hassas olan ve etkilenen organı yapraklarıdır. Yapraklardaki stomalar vasıtasıyla yaprak bünyesine giren bu gazlar yapraktaki klorofillerin yapısını bozmaktadırlar. Ayrıca yanık etkisi, serbest asit halinde yüzeysel olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bitkiler üzerinde kirletici etkisiyle ortaya çıkan zararlar üç ayrı boyutta görülebilmektedir. Bunlar akut, kronik ve gizli zararlardır. Akut zararlanmaya uğrayan bitkiler derhal ölmekte, kronik zararlanma öldürücü olmamakla birlikte bitki kalitesini büyük oranda bozmaktadır. Görünmeyen (gizli) zarar ise zaman içinde ortaya çıkmaktadır.

Kükürt dioksitin bitkilere olan bu doğrudan etkisinden başka, yöredeki yağışların ve bağıl nemin fazlalığı da topraktaki asitleşmeyi artırıcı, bazlarda fakirleştirici ve mikrobiyolojik etkinliği yok edici bir etkide bulunarak, dolaylı yoldan bitkilerin direncinin azalmasına neden olur. Bu direnç zayıflığı da zararlı böcek ve mantarların üremesi için gerekli ortamı oluşturur. Bu böcek ve mantarlar bitki örtüsünü ve kalitesini giderek yok ederler. Kükürt dioksitin yapraklardan sonra en etkili olduğu yerler bitki besin maddelerinin taşındığı iletim borularıdır. Bu borular vasıtasıyla bu gazın yaptığı zarar bitkinin diğer kısımlarına yayılır. Bitki terleme olayını kontrol edemez ve su dengesi bozulur. Bitkide solgunluk ve kurumalar görülür. Ayrıca polenler ve dişicik boruları zarar gördüğünden döllenme olmaz ve meyve tutmaz. Meyvedeki belirtiler bitki bir yıl Kükürt dioksite maruz kaldıktan sonra belirginleşir. Bitkilerdeki termik santrallerden kaynaklanan zararlar yaprak lekeleri, yaprak kurumaları, yaprak ve meyve dökülmeleri, büyümedeki gerileme, solgunluk ve ölümle sonuçlanır.

***Bu yazı Makine Mühendisleri Odası (MMO) Termik Santraller Raporu referans alınarak hazırlanmıştır.

Kömürle İlgili 10 Acı Gerçek

Kömür iklim değişikliğine neden olan en tehlikeli yakıttır.

İçerdiği yüksek miktardaki karbon nedeniyle termik santrallerde kömür kullanmak en çok karbondioksit kirliliğine yol açan enerji üretim şeklidir. Tüm dünyada kömür santrallerinden sadece bir yılda 7 milyar ton karbondioksit salımı gerçekleşmektedir.

Acı Gerçek 1: Bu miktar dünyadaki yıllık karbondioksit salımlarının %41’ini oluşturur. Ayrıca kömür madenciliği de, karbondioksitten 20 kat güçlü olan metan gazının açığa çıkmasına neden olur.

Kömür santralleri cıva kirliliğine sebep olur.

Cıva insan vücuduna ciddi zararlar veren ve nesilden nesile geçebilen bir nörotoksindir.

Cıva bölgedeki su kaynaklarının kalitesinin düşmesine neden olur. Toprağı zehirler ve besin zincirine karışarak sayısız ölümcül hastalığa sebep olur.

Acı Gerçek 2: Kömür santralleri yılda 1450 metrik ton yani %50’lik bir payla cıva kirliliğinin en büyük sebebidir.

Kömür, asit yağmurlarına sebep olur.

Asit yağmurlarında ortaya çıkan duman tüm ekosistemi yok edebilir. Orta Avrupa’da kömür santrallerinin etrafında çok geniş alanları kapsayan orman kayıpları kaydedilmiştir. Birçok kömür santrali bulunan Çin’de 487 şehrin %54.5’ünde asit yağmuru gözlendi. Asit yağmurları ayrıca insanlarda astım ve akciğer kanseri başta olmak üzere sayısız hastalığa sebep olur.

Acı gerçek 3: Kömür santralleri asit yağmuruna sebep olan kükürtdioksit ve azotoksit’in açığa çıkmasına neden olur.

Kömür, küçük partiküller ve radyasyon yoluyla gerçekleşen hastalıkların kaynağıdır.

Kömür yakmak zararlı partiküllerin ve radyasyonun açığa çıkmasına neden olur. Bu parçacıklar akciğer fonksiyonlarında azalma, astım, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve bebek ölümlerine sebep olur.

Acı Gerçek 4: Yatağan’ın 50 köyünün 34’ünde radyasyon miktarının insan sağlığının kabul edebileceği sınırın çok üzerinde, küllerin atıldığı bölgelerde ise 19 kat daha fazla olduğu belirtilmiştir (Keskin ve Mert, 2002). Solunum sistemi hastalıkları Yatağan’da Muğla merkezine oranla iki kattan daha sık görülmektedir (TTB, 2000).

Kömürün yanması sonucu açığa çıkan atık zehirlidir.

Kömür yakıldığında ortaya çıkan artıklar ağır metaller ve zehirli maddeler içerir. Örneğin, insan sağlığına veya çevreye zarar verebilecek miktarlarda arsenik, kadmiyum, krom ve kurşun bulunabilir. Bu kirleticiler içme su kaynaklarına, yüzey su gövdelerine, bitkilere veya hayvanlara ulaştığında riskler meydana gelir.

Acı Gerçek 5: Kısırlık, kanser, prostat ve solunum sorunları, kardiyovasküler ve nörolojik hasarlar, hipertansiyon, işitme bozukluğu bu maddelerin sebep olduğu hastaliklardan sadece bir kaçı.

Kömür tatlı su kaynaklarını azaltır.

Kömür santrallerinden yayılan zehirli maddeler bölgedeki tatlı suyu kirletir. Kömür madenciliği ise asit maden kanalizasyonu (AMD) yoluyla su kirliliğini tetikleyen nedenlerinden biridir. AMD; minerallerin oksijen ve suya maruz kalması sonucunda oluşan ve ağır metal içeren atık sudur. Bu zehirli su sızdığında sadece yeraltı sularını değil toprağı da zehirler.

Acı Gerçek 6: Kömür santrallerinin kuraklığa sebep olmasının yanı sıra kömür madenciliği de her gün tahmini 70 milyonla, 260 milyon galon su gerektirmektedir.

Kömür madenleri yaralanmalara ve ölümlere yol açar.

Kömür madenciliği yerel halk ve madenciler üzerinde de olumsuz etkilere sahiptir. Kömür madenciliğinin yol açtığı ölümler tahmin edeceğinizden kat kat fazladır. Örneğin Çin’de 2006 yılında 3.000’e yakın kömür madeni kazası gerçekleşti.

Acı Gerçek 7: Bu kazalar 4.700 insanın ölümüne yol açtı. Ülkemizde ise sadece Zonguldak’ta 1955-2006 yılları arasında 2.670 işçi öldü, 319.792 işçi ise yaralandı.

Kömür madenciliği erozyona neden olur.

Madencilik alanının yüzeyindeki bitki örtüsü yok edilir. Bu durum toprak erozyonunu tetikler. Açık kömür madenciliğinde yeraltındaki kömürün zayıf bağlantı yerlerine ulaşabilmek için dağların tepeleri patlatılır. Yeraltı madenciliği de çökebilecek yeraltı boşluklarına sebep olur.

Acı Gerçek 8: Bu nedenle bölgede tarım potansiyelinde azalmaya sebep olur, akıntı rezervlerinde depolama kapasitesinde kayıplara yol açar, azalan nehir kanal kapasiteleri yüzünden sel baskınlarını artar bu da beraberinde erozyonu tetikler.

Kömür elektrik üretiminde verimsizsizdir ve çok fazla toplumsal maliyeti vardır.

Diğer fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında kömürün daha ucuz olduğu düşünülür. Oysa kömürün gizli maliyeti üçüncü kişilere yüklenen toplumsal maliyetlerden kaynaklanır. Aslında, kömürün gerçek maliyeti yerel topluluklar üzerine yüklediği sağlık problemleri, tarıma verdiği zararlar, su kaynaklarının azalması gibi sorunları içermektedir

Acı Gerçek 9: Türkiye’deki kömür rezervleri çoğunlukla linyit olarak sınıflandırılmaktadır; linyit en düşük karbon içeriğine ve en yüksek nem oranına sahip kömür türüdür. Kirletme oranı çok yüksektir ve enerji değeri çok düşüktür. Bu kömür santrallerini daha az verimli hale getirir, elektriği daha pahalı konuma getirir ve toplumsal maliyetleri arttırır.

Kömür fiyatları petrol fiyatlarına bağlı olarak sürekli artmaktadır.

Yani, kömür ithal etmek çok anlamsızdır. Kömür ticaretinde önemli bir faktör, %70 oranla taşımacılıktır. Petrol fiyatlarının artışı, taşımacılıkta kullanılan yakıt olması dolayısıyla kömür fiyatlarını da arttırmaktadır.

Acı Gerçek 10: Küresel piyasalarda, 2000-2006 yılları arasında kömür fiyatları ikiye katlanmıştır. Mayıs 2007 ile Mayıs 2008 arasında Avrupa’daki peşin fiyat metrik ton başına 70 ABD Dolarından 150 Dolara yükselmiştir.

40 yeni kömür santralinin yapımıyla ülkemizin bu acı gerçekleri yaşamasına izin vermeyelim. Henüz çok geç değil. Greenpeace’in enerji ve iklim kampanyasına vereceğiniz destek bizi daha da güçlendirecek ve çok geç olmadan gezegenimizin değişen iklimini, kirlenen havasını, zehirlenen suyunu ve toprağını korumamıza yardım edecek.

*** (Enerji Devrimi raporu, Greenpeace ve Avrupa Yenilenebilir Enerji Konseyi tarafından hazırlanmıştır.)

Kaynak: http://www.greenpeace.org/turkey/Global/turkey/report/2008/4/enerji-devrimi-raporu.pdf

Konya_Karapınar_Termik_Raoru_TEMA | Sessiz_Katil_Raporu_GREENPEACE

Terme_Termik_Santral_Rapor_TMMOB | Turkiyede_Termik_Santraller_TMMOB