Hamitabat Doğalgaz Santrali’nde Neler Oluyor?

Hamitabat Doğalgaz Santrali’nde Neler Oluyor?

Hamitabat doğal gaz çevirim santralı 1983 yılında kararlaştırılmış olup, 1985 yılında inşaatına başlanmış, birinci üretim birimi 24.11.1985, sonuncusu 13.9.1989 tarihinde devreye sokulmuştur. Santral 4 kombine çevirim biriminden oluşmaktadır. Her birimde; 2 tane gaz türbini ile 1 tane buhar türbini bulunmaktadır. Gaz türbinlerinde 900 Cº civarında yakılan doğal gazdan elde edilen sıcak hava ≈ 500 Cº sıcaklıkta buhar türbinlerine aktarılmakta, burada da elektrik enerjisine dönüştürülmekte ve ≈ 200 Cº sıcaklıkta atmosfere salınmaktadır. Gaz türbinleri 736 MW (92×8), buhar türbinleri 384 MW (4×96) gücünde olup, termik santralının toplam kurulu gücü 1120 MW’tır. Hamitabat Termik Santralı ortalama 7,2Kw/saat/yıl elektrik enerjisi üretmektedir. Üretilen enerji, Türkiye elektrik enerjisi üretiminin % 7,2’si kadardır. Hamitabat T.S. yılda ortalama 1750 milyar m3 doğal gaz kullanmaktadır.
luleburgaz olcumHamitabat T.S. kullandığı doğal gaz bir miktar kükürt içermektedir. Doğal gazı yakma sıcaklığı 900 Cº olduğu için yanma odasına pompalanan havadaki azotun bir bölümü de yanmaktadır. Ancak havadaki oksijen (%21); hem doğal gazdaki metan’ın (CH4 ), hem de havadaki azotun bir bölümünü oksitlemeğe yetmemektedir. Yeterince oksitlenemeyen karbon CO ve CO2 halinde, azot ise NOx (N2O, NO ve NO2) halinde atmosfere salınmaktadır. Doğal gazın içerdiği kükürt ise SO2 ‘ye oksitlenmektedir. Termik santralın bacalarının üstünde görülen sarımsı/kırmızımsı gaz bulutu önemli bir NOx çıkışını ve havadaki nem ile oksitlenip NO2 gazına dönüşümünü göstermektedir.
Türk Hava Kalitesini Koruma Yönetmeliğine göre; eski tesislerde atmosfere verilecek NOx üst sınırı ≤ 500 mg/Nm³ olarak belirtilmiştir. Bu üst sınır Avrupa Birliği’ne uyum sağlanması için 200 mg/Nm³ değerine indirilmiştir. Azot oksitlerin 500 mg/Nm³ sınır değeri çok yüksek olup, ozon (O3 ) oluşumu halinde bitkilere, meyvalara ve insanlara zarar verecek düzeydedir. Baca gazlarında N2O ve NO da bulunmaktadır. Bu iki azot oksit havadaki oksijen molekülünün bir oksijen atomu ile birleşerek O3 (ozon) oluşturmaktadırlar. Hamitabat T.S.’nın baca gazlarındaki NOx miktarları 800-900 mg/Nm³ arasında değişmektedir. Bu yüksek miktardaki NOx gazı ozon etkisi ile N2O5 ‘e dönüşmekte, bozkırda yaz aylarında da soğuyan hava ile birlikte Lüleburgaz ve çevresindeki alçak araziye çökelmekte, su ile nitrik asit (HNO3) oluşturmakta ve bitkilere (meyvalara, sebzelere ve insanlara) zarar vermektedir.
Hamitabat T.S.’nın baca gazlarında 3,0-3,3 milyar m3/yıl miktarına ulaşan CO2 ve baca gazlarının ≈ 200 C° sıcaklıkta atmosfere salınması ile Lüleburgaz’daki sıcaklık ve buharlaşma artışı arasında ilişki meteoroloji istasyonu ölçmelerinin değerlendirilmesinde ortaya çıkmaktadır.

dogan kantarci

Prof. Dr. Doğan Kantarcı

Sayın Erol Akay “Ozele peskes cekilen santral yuzunden yillardir bagda bahçede birsey olmuyor” diyerek dün bu satırlara koyduğumuz iletiyi paylaşmış. Bizler de aynı düşünceyle harekete geçtik ve güzel insanlardan yardım istedik. Prof. Dr. Doğan Kantarcı başkanlığında İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden bir grup bilim adamı “Hamitabat Doğalgaz Çevrim Santrali’nin çevresel etkileri”ni araştırmak üzere yöremizde çalışma başlattı.
Prof. Dr. Doğan Kantarcı Lüleburgaz’ın 1929-1970 yılları arasında 13.1 C olan ortalama hava sıcaklığının 1994-2006 yılları arasında 14.4 C ‘ye yükseldiğini kanıtlamıştı.
Kantarcı, bu yükselmenin nedeninin yanıbaşımızdaki santralin olduğunu söyledi.
İnsan bedenindeki iki derecelik ısı artışının onu hastaneye düşüreceği düşünüldüğünde nasıl bir tehlike altında olduğumuz belli.

lb olcumSantralin emisyonlarının çevreye etkisi Lüleburgaz’da 100 gün süren bilimsel bir çalışmayla kanıtlandı. 2012 yılında Prof. Dr. Doğan Kantarcı başkanlığında, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Ülkü Alver Şahin, Doç. Burcu Onat’ın yanı sıra Çevre Mühendisi Betül Atalı’nın katıldığı çalışma Lüleburgaz Fidanlığı’nda Vicdan Aladağ, Turgutbey köyünde Hüseyin Kenan Gören, Eskitaşlı köyünde Selami Tezcan’ın yardımlarıyla yapıldı.
100 gün boyunca yağmur suları tasnif edilerek toplandı, bitkiler üzerinden çiy taneleri deney tüplerine alındı ve hava emilerek İstanbul Üniversitesi laboratuarlarında analizler yapıldı.
100 günün 35’inde sağlığa zararlı sonuçlar görüldü.
Toprağa çöken nitrik asit miktarının, soluduğumuz havadaki nitroxların miktarının bazı günlerde sınır değerin üç katına çıktığı bilimsel raporlara geçti.


Kaynak: Hüseyin Kenan Gören / Lüleburgaz

 

İsmail Metin

İsmail Metin Hakkında

Thrakis ekibi ile doğa yürüyüşleri ve kamp organizasyonları yapan Metin, “Bireyin doğası değil doğanın bireyi olabilmek” felsefesine inanmaktadır. devamı